
Baktığın yüzde ne görürsün,o yüzdeki gözler sana nasıl bakıyor,ya o yüzün mimikleri,duruşu,edası sende nasıl bir intiba yaratıyor.O yüzdeki ağızdan çıkan sözler seni nasıl etkiliyor. Bazan o gözler ağlıyor, bazan ağız açılıyor ve gülücükler dağıtıyor.O yüzün sahibini ölçüp,bilçip,tartmak için bütün bu kriterler yeterlimi? Hayır zira insanın hakiki yüzünde maske üstüne maske var. MASKELERİN ALTINDAKİ MASKE. Her maske birer,birer düşecek ve altından yeni maskeler çıkacak.Subjektif benlerin kendi varlıklarını ifade eden maskeler, Objektif BEN'in Hakiki yüzünün ortaya çıkmasına kadar varlığını muayyen tavırlarla ifade edecek.Sonunda Objektif BEN hakiki yüzünü gösterecek ve maskesiz bakış,maskesiz tavırlanış her asaletiyle varlığını ifade edecek.İşte o zaman Mevlananın “YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” sözü şuurlarda Öz Anlam kazanacak.
İllüzyonlu farkındalık gücüyle hareket eden insan illüzyonun mahiyet ve yoğunluğuna göre yaşam sürdürmekte iken etrafındaki diğer insanlarla bu kısıtlı farkındalık düzeyine dayalı olan muhataplıkları gerçekleştirebiliyor. Egosantrik kişiliklerin varlıkları bu illüzyon farkındalık düzeylerinden kaynaklanıyor.
EGOSANTRİK KİŞİLİKLİ İNSAN FAKTÖRÜ, TEKELCİ MANTIK GÜDÜM GÜCÜNÜ KULLANIYOR. Bu gücün kullanımı esnasında “BEN BİLİRİM” zihniyeti hakim oluyor ve SAHİPLENME, İNSANLAR ÜZERİNDE HAKİMİYET TESİS ETME İSTEĞİ devre sokuluyor.Bu zihniyetin hakim olması ve bu isteğin devreye sokulmasının ardından insanların hakimiyet altına alınabilmesi için maskelerin üstüne maske takılması büyük bir ustalıkla gerçekleştiriliyor.
Subjektif yaşam faktörü ile muhavece olan insanlar bu subjektif yaşamı istedikleri gibi sürdürebilmek için maskeler kullanarak birbirleriyle muhatap oluyorlar. Bu tarz muhataplıkların boyutu o kadar çok yüksek oluyor ki aralarına maske kullanmadan girmek mümkün olamıyor. OBJEKTİF YAŞAM FAKTÖRÜYLE MUHAVECE OLAN İNSANIN FARKINDALIK DÜZEYİ ASLİ ORİJİNAL YOĞUNLUĞA SAHİPTİR VE MASKE KULLANMADAN SAHİP OLDUĞU TÜM HASLET VE KEYFİYETLERİNİ ÖZÜNDEN TEBARÜZ ETTİRİR.Bu tebarüz ettirme odağı kendi maddi bedeninde yer alan biyokompütürüdür(beyin). Bu biyokompütür sahip olduğu fiziki ve metafiziki yapısıyla harika bir aygıttır. Ama ne yazıktır ki insanlarımızın bir çoğu kullandıkları beyinin sadece fiziki yapısıyla ilgilendikleri için metafiziki yapısından bi haber kalarak bu haslet ve keyfiyetlerin tebarüz edişine ket vurmaktadırlar. İnsan kendi beyininin fiziki olduğu kadar metafiziki yapısına da ait sırlara vakıf olmalıdır.Bu vukufiyet; insanın kullandığı formdaki beyinin aktiflik platformunu yüzde yüz yoğunluklu sistem doğrultusunda değişmez-şaşmaz süregen bazda kontrolize etmesini sağlamaktadır. İnsanı bu bilgilerden yoksun bırakmak onu bir makine haline getirir.Böylesi insanlarımızın objektif değil de subjektif yaşam faktörüyle muhavece olarak subjektif yaşam döngüsü içine kilitlenmesi kaçınılmaz bir olgudur.
SUBJEKTİF YAŞAM DÖNGÜSÜ İÇİNE KİLİTLENEN HER İNSANIN BİR MAKİNADAN FARKI YOKTUR.
MAKİNE HALİNE GELEN İNSANI ORİON 21' LERİ(Griler,Lusiferyan güçler) ÇEKİRDEK DÜNYA PLATFORMUNDA ÇOK KOLAY BİR HAMLE İLE KÖLE EDİNEBİLMEKTTEDİR.
İnsan duyum ve duygulanmayı,düşünce ve mutluluğu sahip bulunduğu beyinin sadece fiziki karakteristik husussiyetlerine bağlamamalı bu olgulamaların yaşanmasın da hakim olan bilinç genlerinin kullandıkları öz enerji ile direkt etkileşimde bulundukları beyinin metafiziki karakteristik hususiyetlerine de bağlamalıdır. Duyum,düşünce ve mutluluğun metafizik boyutları da mevcuttur ama bunu her insan bilemez ve yaşayamaz. Kullandıkları beyinin metafiziki sırlarına sahip olmayanlar beyinin tasavvufi ifade tarzına uygun olarak MANA BOYUTU'na hakim olamazlar. Her yükümlü bilincin kullandığı beyinin MANA BOYUTU, kendi icraatçılığını yüklendiği icraat programlarının buudları dahilinde görev gösterebilecek imkanlarla doludur.Bu boyuttan devreye sokulan imkanlarla görev icraat ortamı olan dünyamızda kendini kendinde üst yaratı şablonları dahilinde yaratmak dahi mümkün olmaktadır.Bu yaratımın gerçekleşebilmesi için insanın objektif bakış açısıyla değerlendirdiği obje,suje ve hadiselerin hakikatına uygun olan asli orijinal yaşamı sürdürebilmelidir.Bu diğer bir ifade tarzıyla ÖZDEN SERGİLENMESİ GEREKENLERİ SERGİLEMEKTİR.
İnsan üst evrimsel aşamalarda ilerleyebilmek ve bunun neticesinde kendini ÖZ'ce yaratmak amacıyla bir biyokompütür kullanmaktadır.Bu biyokompütürdeki reaksiyonlar sadece fizyoşimik değil enerjetik planda da gerçekleşmektedir.İnsan beyninin biyolojik aktiflik planında oluşan fizyoşimik reaksiyonlar,beyinin yapısında yer alan nöron adındaki hücrelerin sahip bulundukları karakteristik özelliklerden kaynaklanmaktadır. Fizyoşimik reaksiyonların başında, nöronsal aktivite planına dahil edilen nörostatik enerjetik aktivite gelmektedir. Bu aktivite, bilinç genlerine ait olan öz enerjinin statik enerjiye dönüşmüş halidir ve biyolojik beyine ait fizyolojik ile biyoşimik reaksiyonların oluşturulmasında kullanmak amacıyla devrede tutulmaktadır. Nörostatik enerji kullanımıyla oluşturulan bu reaksiyonlar neticesinde mutat kişiliğin düşünce ve davranış motivasyonlarıyla ilgili karakteristik özellikler ortaya çıkmaktadır. İşte bu esnada maske kullanılarak subjektif yaşam döngüsü içinde yaşam sürdürmek istenmektedir. Mutat kişiliğin değer yargılarında farklı mahiyetlerce yaptırım gücüne sahip olan bu reaksiyonlar mutat kişiliğin, diğer mutat kişiliklerce sempatik ve antipatik bulunuşuna sebep olmaktadır.
Maskeli olan bir diğer maskeli olana bakarken onu kendi takındığı maskenin olma frekansına uygun ise sempatik karşılamakta yoksa antipatik bulmaktadır .
Farklı kaile alışlar sonsuz-sınırsız alternatiflerce ortaya çıkmakta ve her bir mutat kişiliğin doğruları kendilerine ait irade gücüyle savunulabilmektedir.Dünyada yer alan obje ve sujelerin ve hadiselerin farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesine sebep olan bu reaksiyonların yön ve mahiyetleri bilinç genleri tarafından değiştirelebilmektedir. Nörostatik enerjetik aktiviteyi sağlayabilen öz enerji,bilinç genleri tarafından kullanılırken Öz'sel Hakimiyet ve Kadiriyet bilinç genlerinin bağlı bulundukları Yüksek Benliklerce devrede tutulmakta ve mutat kişiliğin hattı hareket motivasyonları olan düşünce ve davranış şekillerine gittikçe yücelik kazandırılmaktadır. Yüksek Benlikler maske kullanan uydu potansiyellerinin maskesiz hale gelinceye kadar beklemekte maskesiz hale gelince de kendi haslet ve keyfiyetlerini uydu potansiyellerin kullandıkları biyokompütürün metafizik boyutundan (beyinin mana boyutundan)devreye sokabilmektedirler.
Arayış içinde olup maskelerini atarak Öz farkındalık düzeylerine kavuşmak isteyenlere bir sözüm olacak. “İnsan beyni Özden gören,yazan ve söz söyleyenin kendisine bir vasıtadır.Bu vasıtayı yapıtlayan da kendisidir.Her deneyim uydusunun bağlı bulunduğu Öz, kendi cevheri oluş istihakından açığa çıkardığı bir potansiyeli bu dünyada işleyerek beyin denilen bir vasıta haline getirmiştir.Bu vasıtanın girifitliğini de çözebilecek olan kendisidir.Bu nedenle arayış içinde olanlar mutlaka kendi özlerinin imkanlarıyla bu vasıta hakkında bilinmesi gereken bilgilere vakıf oldukça kendi Asil Kaynakları olan Özlerini de bilecekler ve ulaşılması gereken Öz farkındalık düzeyine ulaşabileceklerdir.”
SINIRSIZ YÜCELİKLERE DOĞRU ESEN KALINIZ.

